Uzunca bir dönem İzmirliler için "Şaşal Su" o kadar güçlü bir markaydı ki; yıllar içinde çeşme suyu olmayan tüm içme sularına verilen isme dönüşmüştü. "Klorak" mertebesine yükselmesine çok az kalmıştı ki; 1920'lerin başında Cumaovası'nın bir köyünde Vali Kazım Dirik'in başlattığı efsane, 2000'lerin ilk yıllarında tarih oldu.

Uzun bir yargı sürecinin ardından, 2011 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından geri alınan Şaşal suyu kaynağının işletme hakkı, 2022 senesinde 25 yıllığına belediyenin şirketlerinden İzDoğa'ya verildi. Uzun bir süre âtıl olan Kaynak Suyu ve Şişeleme Tesisi'nin İzDoğa tarafından kiralanmasının ardından, yenileme çalışmaları tamamlandı ve Eylül 2023 itibariyle Şaşal Suyu yeniden İzmirlilerin hayatına girdi.

İlk yıllarında Avrupa'nın ünlü "Evian" suyu ile mukayese edilen, kimimizin çocukluğundan, kimimizin gençliğinden; bir çoğumuzun belleğinde hala beş litrelik, depozitolu cam şişe ile canlanan Şaşal suyunun ilginç hikayesini, 25 Haziran 1934 tarihli Son Posta gazetesinden okuyoruz.

Whatsapp Image 2024 03 19 At 22.15.20

İzmir'de Hastalara Şifa Veren Bir Kaynak: Şaşal

İzmir'in Tarihi Noktaları | Efes İzmir'in Tarihi Noktaları | Efes

Köy yollarında, tütün ve bağ mahsullerinin verim yerlerinde dünün ilk ışıklarının yandığını görmek, şehirde doğup büyüyenlere çok orijinal geliyor. Cumaovası’nda Şaşal sularının zengin kaynağı göründükten sonra dudakları saran sözler hep Şaşal’a aitti.

Söylenilenleri dinliyoruz:

"Şaşal'ın ismini 20 seneden beri işitir, dururduk. Şaşal öyle erişilmez gelen uzak bir isimdi ki köyümüzün bu mübarek sudan istifade edebileceğine kendimizi dahi inandıramıyorduk. Belki de hurafe, masal ve uydurmadır... Bize de babalarımız anlatırlardı. İlk defa Şaşal suyundan istifade eden, güzel suyumuzu dudaklarına değdiren 'incili kızlar' olmuş... İncili kızlar köyümüzün en nazlı çocukları imiş. Babaları yokmuş, bir anaları ve üç beş dönüm de tütün tarlaları varmış. Civardaki bütün köylülerden incili kızların sağlığı için senenin belirli zamanlarında hediyeler gelirmiş. Gün gelmiş, incili kızların ikisi birden yataklara düşmüş; köyden hoca, şehirden hekim gelmiş. İlâçlar, otlar, o Şaşal’ın bütün civar köyler hep incili kızların hastalığına bir deva arıyorlarmış. Bir köylü kadın açıklarda gezerken şırıl şırıl akan bu mübarek suya, Şaşal'a rastlamış... Şişesini su ile doldurup incili kızlara ikram etmiş. Hayret değil mi? İncili kızlar Şaşal'dan içtikçe iyileşmişler ve eski neşelerini tekrar elde etmişler."

Saf bir köy delikanlısının ağzından dökülen bu sözler belki de hakikaten masaldı. Fakat bunun masal olmayan kısımlarını da bizzat ben biliyorum.

Bundan altı, yedi sene evvel bir gün vali Kâzım Paşa, civar köyleri teftişten dönüyordu. Şaşal'a uğradı. Paşa yorgun olduğu için Şaşal'dan bir tas su içti. Çok hoşuna gitmişti.

Bu suyun tahliline emir verildi. Tahlil neticesinde suyun çok şifalı ve faydalı olduğu anlaşıldı. Kaynağında keşif yaptırıldı ve anlaşıldı ki bu sudan istifade etmek çok zordur.

Kuvvetli bir irade, zorluklar karşısında yılmaz! Vali Paşa ne yaptıysa yaptı, çalıştı, uğraştı. Kaynağı temizletti. Bunu yaparken de köylünün emeğinden istifade etti. İl meclisinden ufak bir de bütçe ayırtabildi. Ve günümüzde yükselen muazzam eser vücut buldu.

Şaşal suyu, şehirde olsa ve maazallah bir şirketin idaresine verilse, kıymeti noktasından bu suyun değerli bir maden gibi gram, gram satılacağına şahit olmamız mümkündür. Bu itibarladır ki Şaşal'ın şehre getirilmesini fayda yerine zarar görenler vardır. Şaşal suyu, ziyaretçiler için parasızdır. Türk köyünde, misafir için yemek ve içmek parasız olduğu gibi bu su da parasızdır. Ziyaretçiler isterlerse beraberlerinde getirdikleri kaplara, diledikleri kadar su doldurup şehre getirebiliyor.

Esasen İzmirliler Şaşal'a o kadar alıştılar ki, günde birçok araba Şaşal'dan İzmir'e su taşıyor ve sularına müşteri buluyor.

25 Haziran 1934 - Son Posta

35 Punto